Müşteri Hizmetleri   +90 212 233 46 63
Good Parents çocukların dünyasını genişletirken, ailelere güvenilir ve eğlenceli bir danışmanlık sunar.
Bebek Nasıl Yıkanır?

Bebek Nasıl Yıkanır?

Kızımı ilk defa yıkamaya karar verdiğimde 12 günlüktü. Yıkanma kelimesi daha önce hiç bu kadar korkutmamıştı beni. Nasıl yapacaktım? Ya kulağına, burnuna su kaçarsa? Ya elimden kayarsa? Soru işaretleriyle dolu kafamı daha fazla taşıyamayarak annemden destek almaya karar verdim. Halbuki doğumdan önce bebek yıkama eğitimine de katılmıştım ama başa gelince farklı oluyormuş. Neyse ki eğitimde öğrendiğim birkaç taktiği uyguladım da boşa gitmedi.

O akşam annem bize geldi. Sanırım ilerde gülerek anımsayacağımız bir takım saçmalıklar yaptık. Banyo soğuk olur diye küvetini bebek odasına aldık. Oda da soğuk gelmiş olacak ki bir de elektrikli kalorifer koyduk. Küvetin içine de musluk suyu değil içme suyu doldurduk. O zaman bana çok mantıklı gelmişti halbuki :) Hem eğitimde de ilk banyonun musluk suyuyla değil içme suyu ya da alkali su ile yaptırılması gerektiğinden bahsetmişlerdi. Şimdi çok saçma geliyor. Annem dirseğiyle suyun sıcaklığı anlayabileceğini söylese de böyle hassas bir konuda onu dinlemek istemedim ve önceden aldığım su termometresiyle suyun sıcaklığına baktım. Halbuki annelerin böyle süper güçleri gelişiyormuş zamanla. Şimdi benim de var ;)

Suyu 37 derecede sabitleyince Defne’yi küvete soktuk. Bu arada arka fonda jazz çalıyordu, bunu söylemeden geçemeyeceğim :) Bunun nedeni de rahat bir ortam sağlayıp bebekte travma olmasını engellemekmiş. Diğer bir konu da bebeği suya sokup yavaş yavaş yüzdürerek suya adaptasyonunu sağlamakmış. Velhasıl jazz müzik eşliğinde kızımı bir güzel yüzdürdük sonra da yıkadık. Daha doğrusu annem yıkadı, ben de “ay dikkat et, aman kayıyor, aman kulağına su kaçtı” şeklinde yorumlarımla annemi çileden çıkardım. Bazıları ilk yıkamada şampuan kullanmayın diyor ancak biz kullandık. Nedense şampuanlamayınca temizlenmeyecekmiş gibi gelmişti bana. Bir güzel köpürte köpürte yıkadıktan sonra üşümesin diye hemen sarıp sarmalayarak üzerini giydirdik. İlk yıkanma seansımızı başarıyla atlatmış olmanın verdiği huzur her yanımı sarmıştı.

 

İkinci yıkama seansımızda bana bir özgüven gelmiş olacak ki tek başıma yapmak istedim. Neyse ki küveti banyoda duşakabinin içine koyarak normal insanlar gibi yıkamaya karar verdim. Yıkadım yıkamasına da bebeği tek elle tutarken diğer elle hem şampuan sıkıp hem durulamak zor geldi. Hatta birkaç ay sonra, Defne iyice hareketlenince tek elimle zaptedemez oldum. Şu küvete takılan filelerden aldım. Aman o ne büyük rahatlıkmış! Daha önce almamamın nedeni filenin üzerinde olunca suya tam girmeyeceği için üşüyeceğini düşünmemdi. Gereksiz bir düşünceymiş. Şimdi olsa ilk günden file kullanırım. Eziyetine değmez.

Şimdi gelelim banyo için gerekli diğer malzemelere. Biz ayaklı küvetlerden aldık. Burada önemli olan detay, küvetin altında tıpası olması. Böylece bebeği yıkadıktan sonra tıpayı açıp suyu kolayca boşaltabiliyorsunuz. Aksi halde küveti kaldırıp dökmeniz gerekiyor. Ben küvetle falan uğraşamam derseniz, bebeğinizi lavaboda bile yıkayabilirsiniz aslında. Diğer gerekli malzemeler ise bebek cildine uygun şampuan (ben Bioderma markasını tercih ettim ancak siz doktorunuza danışabilirsiniz),  yumuşak sünger, suyu kolayca emmesi için müslin örtü ve havlu. Müslin örtüyü havlunun içine sarıp bebeği alırsanız müslin örtü suyu çekince onu kaldırıp havluyla kurulamaya devam edebilirsiniz. Pratik oluyor, tavsiye ederim. Bir de kış aylarında, kuruladıktan sonra bebe yağı sürüyordum ki yazın Defne’nin cildine ağır gelmeye başlayınca bıraktım, bir daha da kullanmadım. Yumuşak kıllı tarak da almıştım mesela, bebekken çok az kullandım diyebilirim. Yani o bir hevesle aldığınız tam takım malzemelerin hepsi kullanılmayabiliyor haberiniz olsun. Bu tip alışverişler bebeğiniz doğmadan önce sizi mutlu eder. En azından ben öyle hissetmiştim. "Aman hiçbir şeyi eksik olmasın" diye daha altıncı ayında bütün banyo malzemelerini almıştım. Şimdi şampuanı bitmeden aklıma almak gelmiyor. İşte zaman da böyle akıp gidiyor ;)

Sevgiler,

Ceyda Subaşı