Müşteri Hizmetleri   +90 212 233 46 63
Good Parents çocukların dünyasını genişletirken, ailelere güvenilir ve eğlenceli bir danışmanlık sunar.
Bebekle Seyahat

Bebekle Seyahat

Çoğu kişi bebekle seyahat etmenin tatil ihtiyacını karşılamaktan ziyade ekstra yorgunluk getirdiğine inanır. Aslında bu görüş seyahat edeceğiniz yere ve bebeğinizin kaç aylık olduğuna göre değişir. Bir de tabii yardımcınız ya da anne-babanız yanınızda olursa büyük kolaylık. Ben bu yazımı herhangi bir yardımcı olmadan, çekirdek aile olarak seyahat etmeyi planlayanlar için yazdım. 

 

Yurtdışında bir yerler düşünüyorsanız düz ayak yürünebilir olmasına dikkat etmenizde fayda var. Böylece bebeğinizi pusetinde oturtarak rahat bir şekilde dolaşabilirsiniz. Parkları bol olan bir yere gitmeniz de büyük avantaj. Böylece pusetten sıkılan bebeğinizin ara sıra mola vereceğiniz parklardaki çimlerin üzerinde hareket etmesini sağlayabilirsiniz. Ben bu açıdan Londra’yı çok beğeniyorum. Kızımızla birlikte ilk çıktığımız seyahat, o sekiz aylıkken yaptığımız Londra seyahati oldu. Öncelikle şunu söylemeliyim ki eğer bol gezmeli bir yurtdışı seyahati düşünüyorsanız mutlaka bebeğiniz henüz yürümeye başlamadan gidin, çok rahat edersiniz. Yürümeye başlayınca pusette tutmanız zorlaşıyor çünkü inip yürümek istiyorlar. Biz bu açıdan çok doğru bir zamanda gittiğimizi sonradan fark ettik. Sağ olsun kızımız da bütün gün pusetle dolaşıp etrafı seyretmekten keyif aldığı için rahat rahat dolaştık.

Otelimizi her ihtimale karşı çok merkezi bir yerde ayarlamıştık ancak gün içinde otele gitmeye gerek kalmadı diyebilirim. Öğle uykusunu da pusette uyuyunca gün boyu dışarda kalabildik. Öğle ve akşam yemeklerimizi dışarda yedik. Genelde onun uyuduğu zaman dilimlerini seçtik yemek yemek için. Uyandığında da onu yedirdik. İki günlük yemeğini İstanbul’da hazırlayıp getirmiştim. Biraz da mama takviyesiyle ilk iki günü geçirdik. Son günü ise Boots’tan aldığım hazır kavanoz sebze/meyve püreleriyle geçirdik. Bebeğiniz henüz ek gıda almaya başlamadıysa sadece emzirerek ya da biberonla mama vererek işiniz çok daha kolay diyebilirim ancak ek gıdaya başladıysa da korkulacak bir şey yok. Yanınızda yemeğini getirmemiş olsanız bile sorun değil. O kadar güzel organik kavanoz mamaları var ki ülkemizde bu kadar çeşit göremediğim için oldukça imrendim diyebilirim.

 

Bebeğiniz büyümeden seyahate gitmenin şöyle bir de avantajı var: Bazı havayollarında skycot denilen bebek yataklarından ayırtma şansınız oluyor. Bebeğiniz belli bir kilo/boy sınırını aşmadığı sürece, uçuştan önce telefonla arayarak bu yataklardan ayırtabiliyorsunuz. Ön tarafta sizin için ayrılan koltuklara oturuyorsunuz ve bebek yatağını öndeki duvara takıyorsunuz. Biz bu şekilde çok rahat bir uçuş deneyimi yaşadık. Tabii kızım yol boyunca sadece yarım saat uyuduğu için yanımıza aldığımız 5-6 çeşit yeni oyuncağın da oldukça faydası oldu. Uyandıktan sonra yatağın içinde onlarla oyalandı ve bu şekilde yolculuğumuzu tamamladık. Dönüşte de aynı yöntemle güzel bir yolculuk geçirdik. Bu arada iniş ve kalkışlarda kulağı tıkanmasın diye emzirmenizde ya da biberonla su/mama vermenizde fayda var.

 

Gördüğüm şehirler arasında Londra’dan sonra Paris ve Amsterdam bebekle seyahat için uygun olur diyebilirim. Bu şehirler de gerek kaldırımları gerekse parkları açısından çocuk dostu şehirler arasında.

Yazın bir deniz seyahati planlıyorsanız, bana sorarsanız ya yine bebeğiniz yürümeye başlamadan ya da üç yaşından sonra gidin derim. Bebekken denize sokup, sonra da pusetinde uyutma imkanınız olabilir. Siz de o uyurken denize girip güneşlenebilirsiniz. Yürümeye başladığı andan itibaren, yalnız başına mini club’e bırakamadığınız sürece işiniz zor. Çünkü yanınızdan ayıramadığınız için çocuk da bir süre sonra sıkılır ve rahat durmaz. Üç yaşından sonra ise çocuklar hem daha bilinçli olur hem de mini club aktivitelerinden keyif almaya başlarlar. Böylece onlar oynarken siz de kendinize zaman ayırabilirsiniz. Çocuğunuzu gözünüzün önünden ayıramayacak durumdaysanız denize yakın mini club olan yerleri tercih etmenizde fayda var. Biz Bodrum’da Avantgarde Hotel’i deneyimledik ve çocuklu aileler açısından çok uygun olduğunu gördük. Siz orada güneşlenirken çocuğunuz hemen arkada bulunan aktivite merkezinde deneyimli oyun ablaları ve diğer arkadaşlarıyla birlikte kaliteli zaman geçirebiliyor. Bence yattığınız yerden çocuğunuzu görebiliyor olmanız çok önemli. Ayrıca odaların denize yakın olması bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda kolayca odaya gidip gelebilmenizi ya da bebeğinizi odada uyutup uyandıktan sonra yine kolayca denize inebilmenizi sağlıyor. Bu anlamda orası çok güzeldi.

 

Eminim gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde daha birçok çocuk dostu yer vardır. Ben deneyimlerimi paylaşmak istedim. Sizin de paylaşmak istedikleriniz varsa yorum olarak yazarsanız çok sevinirim. Böylece tüm ebeveynler faydalanabilirler.

 

Sevgiler,

 

Ceyda Subaşı

Çoğu kişi bebekle seyahat etmenin tatil ihtiyacını karşılamaktan ziyade ekstra yorgunluk getirdiğine inanır. Aslında da bu görüş seyahat edeceğiniz yere göre ve bebeğinizin kaç aylık olduğuna göre değişir. Bir de tabii yardımcınız ya da anne-babanız yanınızda olursa büyük kolaylık. Ben bu yazımı herhangi bir yardımcı olmadan çekirdek aile olarak seyahat etmeyi planlayanlar için yazdım 

 

Yurtdışında bir yerler düşünüyorsanız düz ayak yürünebilir olmasına dikkat etmenizde fayda var. Böylece bebeğinizi pusetinde oturtarak rahat bir şekilde dolaşabilirsiniz. Parkları bol olan bir yere gitmeniz de büyük avantaj. Böylece pusetten sıkılan bebeğinizin, ara sıra mola vereceğiniz parklardaki çimlerin üzerinde hareket etmesini sağlayabilirsiniz. Ben bu açıdan Londra’yı çok beğeniyorum. Kızımızla birlikte ilk çıktığımız seyahat, o sekiz aylıkken yaptığımız Londra seyahati oldu. Öncelikle şunu söylemeliyim ki eğer bol gezmeli bir yurtdışı seyahati düşünüyorsanız mutlaka bebeğiniz henüz yürümeye başlamadan gidin, çok rahat edersiniz. Yürümeye başlayınca pusette tutmanız zorlaşıyor çünkü inip yürümek istiyorlar. Biz bu açıdan çok doğru bir zamanda gittiğimizi sonradan fark ettik. Sağ olsun kızımız da bütün gün pusetle dolaşıp etrafı seyretmekten keyif aldığı için rahat rahat dolaştık.

Otelimizi her ihtimale karşı çok merkezi bir yerde ayarlamıştık ancak gün içinde otele gitmeye gerek kalmadı diyebilirim. Öğle uykusunu da pusette uyuyunca gün boyu dışarda kalabildik. Öğle ve akşam yemeklerimizi dışarda yedik. Genelde onun uyuduğu zaman dilimlerini seçtik yemek yemek için. Uyandığında da onu yedirdik. İki günlük yemeğini İstanbul’da hazırlayıp getirmiştim. Biraz da mama takviyesiyle ilk iki günü geçirdik. Son günü ise Boots’tan aldığım hazır kavanoz sebze/meyve püreleriyle geçirdik. Bebeğiniz henüz ek gıda almaya başlamadıysa sadece emzirerek ya da biberonla mama vererek işiniz çok daha kolay diyebilirim ancak ek gıdaya başladıysa da korkulacak bir şey yok. Yanınızda yemeğini getirmemiş olsanız bile sorun değil. O kadar güzel organik kavanoz mamaları var ki ülkemizde bu kadar çeşit göremediğim için oldukça imrendim diyebilirim.

 

Bebeğiniz büyümeden seyahate gitmenin şöyle bir de avantajı var; bazı havayollarında skycot denilen bebek yataklarından ayırtma şansınız oluyor. Bebeğiniz belli bir kilo/boy sınırını aşmadığı sürece, uçuştan önce telefonla arayarak bu yataklardan ayırtabiliyorsunuz. Ön tarafta sizin için ayrılan koltuklara oturuyorsunuz ve bebek yatağını öndeki duvara takıyorsunuz. Biz bu şekilde çok rahat bir uçuş deneyimi yaşadık. Tabii kızım yol boyunca sadece yarım saat uyuduğu için yanımıza aldığımız 5-6 çeşit yeni oyuncağın da oldukça faydası oldu. Uyandıktan sonra yatağın içinde onlarla oyalandı ve bu şekilde yolculuğumuzu tamamladık. Dönüşte de aynı yöntemle güzel bir yolculuk geçirdik. Bu arada iniş ve kalkışlarda kulağı tıkanmasın diye emzirmenizde ya da biberonla su/mama vermenizde fayda var.

 

Gördüğüm şehirler arasında Londra’dan sonra Paris ve Amsterdam bebekle seyahat için uygun olur diyebilirim. Bu şehirler de gerek kaldırımları gerekse parkları açısından çocuk dostu şehirler arasında.

Yazın bir deniz seyahati planlıyorsanız, bana sorarsanız ya yine bebeğiniz yürümeye başlamadan ya da üç yaşından sonra gidin derim. Bebekken denize sokup, sonra da pusetinde uyutma imkanınız olabilir. Siz de o uyurken denize girip güneşlenebilirsiniz. Yürümeye başladığı andan itibaren, yalnız başına mini club’e bırakamadığınız sürece işiniz zor. Çünkü yanınızdan ayıramadığınız için çocuk da bir süre sonra sıkılır ve rahat durmaz. Üç yaşından sonra ise çocuklar hem daha bilinçli olur hem de mini club aktivitelerinden keyif almaya başlarlar. Böylece onlar oynarken siz de kendinize zaman ayırabilirsiniz. Çocuğunuzu gözünüzün önünden ayıramayacak durumdaysanız denize yakın mini club olan yerleri tercih etmenizde fayda var. Biz Bodrum’da Avantgarde Hotel’i deneyimledik ve çocuklu aileler açısından çok uygun olduğunu gördük. Siz orada güneşlenirken çocuğunuz hemen arkada bulunan aktivite merkezindeki deneyimli oyun ablaları ve diğer arkadaşlarıyla birlikte kaliteli zaman geçirebiliyor. Bence yattığınız yerden çocuğunuzu görebiliyor olmanız çok önemli. Ayrıca odaların denize yakın olması bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda kolayca odaya gidip gelebilmenizi ya da bebeğinizi odada uyutup uyandıktan sonra yine kolayca denize inebilmenizi sağlıyor. Bu anlamda orası çok güzeldi.

 

Eminim gerek yurt dışında gerekse yurt içinde daha birçok çocuk dostu yer vardır. Ben deneyimlerimi paylaşmak istedim. Sizin de paylaşmak istedikleriniz varsa yorum olarak yazarsanız çok sevinirim. Böylece tüm ebeveynler faydalanabilirler.

 

Sevgiler,

 

Ceyda Subaşı

Çoğu kişi bebekle seyahat etmenin tatil ihtiyacını karşılamaktan ziyade ekstra yorgunluk getirdiğine inanır. Aslında da bu görüş seyahat edeceğiniz yere göre ve bebeğinizin kaç aylık olduğuna göre değişir. Bir de tabii yardımcınız ya da anne-babanız yanınızda olursa büyük kolaylık. Ben bu yazımı herhangi bir yardımcı olmadan çekirdek aile olarak seyahat etmeyi planlayanlar için yazdım 

 

Yurtdışında bir yerler düşünüyorsanız düz ayak yürünebilir olmasına dikkat etmenizde fayda var. Böylece bebeğinizi pusetinde oturtarak rahat bir şekilde dolaşabilirsiniz. Parkları bol olan bir yere gitmeniz de büyük avantaj. Böylece pusetten sıkılan bebeğinizin, ara sıra mola vereceğiniz parklardaki çimlerin üzerinde hareket etmesini sağlayabilirsiniz. Ben bu açıdan Londra’yı çok beğeniyorum. Kızımızla birlikte ilk çıktığımız seyahat, o sekiz aylıkken yaptığımız Londra seyahati oldu. Öncelikle şunu söylemeliyim ki eğer bol gezmeli bir yurtdışı seyahati düşünüyorsanız mutlaka bebeğiniz henüz yürümeye başlamadan gidin, çok rahat edersiniz. Yürümeye başlayınca pusette tutmanız zorlaşıyor çünkü inip yürümek istiyorlar. Biz bu açıdan çok doğru bir zamanda gittiğimizi sonradan fark ettik. Sağ olsun kızımız da bütün gün pusetle dolaşıp etrafı seyretmekten keyif aldığı için rahat rahat dolaştık.

Otelimizi her ihtimale karşı çok merkezi bir yerde ayarlamıştık ancak gün içinde otele gitmeye gerek kalmadı diyebilirim. Öğle uykusunu da pusette uyuyunca gün boyu dışarda kalabildik. Öğle ve akşam yemeklerimizi dışarda yedik. Genelde onun uyuduğu zaman dilimlerini seçtik yemek yemek için. Uyandığında da onu yedirdik. İki günlük yemeğini İstanbul’da hazırlayıp getirmiştim. Biraz da mama takviyesiyle ilk iki günü geçirdik. Son günü ise Boots’tan aldığım hazır kavanoz sebze/meyve püreleriyle geçirdik. Bebeğiniz henüz ek gıda almaya başlamadıysa sadece emzirerek ya da biberonla mama vererek işiniz çok daha kolay diyebilirim ancak ek gıdaya başladıysa da korkulacak bir şey yok. Yanınızda yemeğini getirmemiş olsanız bile sorun değil. O kadar güzel organik kavanoz mamaları var ki ülkemizde bu kadar çeşit göremediğim için oldukça imrendim diyebilirim.

 

Bebeğiniz büyümeden seyahate gitmenin şöyle bir de avantajı var; bazı havayollarında skycot denilen bebek yataklarından ayırtma şansınız oluyor. Bebeğiniz belli bir kilo/boy sınırını aşmadığı sürece, uçuştan önce telefonla arayarak bu yataklardan ayırtabiliyorsunuz. Ön tarafta sizin için ayrılan koltuklara oturuyorsunuz ve bebek yatağını öndeki duvara takıyorsunuz. Biz bu şekilde çok rahat bir uçuş deneyimi yaşadık. Tabii kızım yol boyunca sadece yarım saat uyuduğu için yanımıza aldığımız 5-6 çeşit yeni oyuncağın da oldukça faydası oldu. Uyandıktan sonra yatağın içinde onlarla oyalandı ve bu şekilde yolculuğumuzu tamamladık. Dönüşte de aynı yöntemle güzel bir yolculuk geçirdik. Bu arada iniş ve kalkışlarda kulağı tıkanmasın diye emzirmenizde ya da biberonla su/mama vermenizde fayda var.

 

Gördüğüm şehirler arasında Londra’dan sonra Paris ve Amsterdam bebekle seyahat için uygun olur diyebilirim. Bu şehirler de gerek kaldırımları gerekse parkları açısından çocuk dostu şehirler arasında.

Yazın bir deniz seyahati planlıyorsanız, bana sorarsanız ya yine bebeğiniz yürümeye başlamadan ya da üç yaşından sonra gidin derim. Bebekken denize sokup, sonra da pusetinde uyutma imkanınız olabilir. Siz de o uyurken denize girip güneşlenebilirsiniz. Yürümeye başladığı andan itibaren, yalnız başına mini club’e bırakamadığınız sürece işiniz zor. Çünkü yanınızdan ayıramadığınız için çocuk da bir süre sonra sıkılır ve rahat durmaz. Üç yaşından sonra ise çocuklar hem daha bilinçli olur hem de mini club aktivitelerinden keyif almaya başlarlar. Böylece onlar oynarken siz de kendinize zaman ayırabilirsiniz. Çocuğunuzu gözünüzün önünden ayıramayacak durumdaysanız denize yakın mini club olan yerleri tercih etmenizde fayda var. Biz Bodrum’da Avantgarde Hotel’i deneyimledik ve çocuklu aileler açısından çok uygun olduğunu gördük. Siz orada güneşlenirken çocuğunuz hemen arkada bulunan aktivite merkezindeki deneyimli oyun ablaları ve diğer arkadaşlarıyla birlikte kaliteli zaman geçirebiliyor. Bence yattığınız yerden çocuğunuzu görebiliyor olmanız çok önemli. Ayrıca odaların denize yakın olması bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda kolayca odaya gidip gelebilmenizi ya da bebeğinizi odada uyutup uyandıktan sonra yine kolayca denize inebilmenizi sağlıyor. Bu anlamda orası çok güzeldi.

 

Eminim gerek yurt dışında gerekse yurt içinde daha birçok çocuk dostu yer vardır. Ben deneyimlerimi paylaşmak istedim. Sizin de paylaşmak istedikleriniz varsa yorum olarak yazarsanız çok sevinirim. Böylece tüm ebeveynler faydalanabilirler.

 

Sevgiler,

 

Ceyda Subaşı

Çoğu kişi bebekle seyahat etmenin tatil ihtiyacını karşılamaktan ziyade ekstra yorgunluk getirdiğine inanır. Aslında da bu görüş seyahat edeceğiniz yere göre ve bebeğinizin kaç aylık olduğuna göre değişir. Bir de tabii yardımcınız ya da anne-babanız yanınızda olursa büyük kolaylık. Ben bu yazımı herhangi bir yardımcı olmadan çekirdek aile olarak seyahat etmeyi planlayanlar için yazdım 

 

Yurtdışında bir yerler düşünüyorsanız düz ayak yürünebilir olmasına dikkat etmenizde fayda var. Böylece bebeğinizi pusetinde oturtarak rahat bir şekilde dolaşabilirsiniz. Parkları bol olan bir yere gitmeniz de büyük avantaj. Böylece pusetten sıkılan bebeğinizin, ara sıra mola vereceğiniz parklardaki çimlerin üzerinde hareket etmesini sağlayabilirsiniz. Ben bu açıdan Londra’yı çok beğeniyorum. Kızımızla birlikte ilk çıktığımız seyahat, o sekiz aylıkken yaptığımız Londra seyahati oldu. Öncelikle şunu söylemeliyim ki eğer bol gezmeli bir yurtdışı seyahati düşünüyorsanız mutlaka bebeğiniz henüz yürümeye başlamadan gidin, çok rahat edersiniz. Yürümeye başlayınca pusette tutmanız zorlaşıyor çünkü inip yürümek istiyorlar. Biz bu açıdan çok doğru bir zamanda gittiğimizi sonradan fark ettik. Sağ olsun kızımız da bütün gün pusetle dolaşıp etrafı seyretmekten keyif aldığı için rahat rahat dolaştık.

Otelimizi her ihtimale karşı çok merkezi bir yerde ayarlamıştık ancak gün içinde otele gitmeye gerek kalmadı diyebilirim. Öğle uykusunu da pusette uyuyunca gün boyu dışarda kalabildik. Öğle ve akşam yemeklerimizi dışarda yedik. Genelde onun uyuduğu zaman dilimlerini seçtik yemek yemek için. Uyandığında da onu yedirdik. İki günlük yemeğini İstanbul’da hazırlayıp getirmiştim. Biraz da mama takviyesiyle ilk iki günü geçirdik. Son günü ise Boots’tan aldığım hazır kavanoz sebze/meyve püreleriyle geçirdik. Bebeğiniz henüz ek gıda almaya başlamadıysa sadece emzirerek ya da biberonla mama vererek işiniz çok daha kolay diyebilirim ancak ek gıdaya başladıysa da korkulacak bir şey yok. Yanınızda yemeğini getirmemiş olsanız bile sorun değil. O kadar güzel organik kavanoz mamaları var ki ülkemizde bu kadar çeşit göremediğim için oldukça imrendim diyebilirim.

 

Bebeğiniz büyümeden seyahate gitmenin şöyle bir de avantajı var; bazı havayollarında skycot denilen bebek yataklarından ayırtma şansınız oluyor. Bebeğiniz belli bir kilo/boy sınırını aşmadığı sürece, uçuştan önce telefonla arayarak bu yataklardan ayırtabiliyorsunuz. Ön tarafta sizin için ayrılan koltuklara oturuyorsunuz ve bebek yatağını öndeki duvara takıyorsunuz. Biz bu şekilde çok rahat bir uçuş deneyimi yaşadık. Tabii kızım yol boyunca sadece yarım saat uyuduğu için yanımıza aldığımız 5-6 çeşit yeni oyuncağın da oldukça faydası oldu. Uyandıktan sonra yatağın içinde onlarla oyalandı ve bu şekilde yolculuğumuzu tamamladık. Dönüşte de aynı yöntemle güzel bir yolculuk geçirdik. Bu arada iniş ve kalkışlarda kulağı tıkanmasın diye emzirmenizde ya da biberonla su/mama vermenizde fayda var.

 

Gördüğüm şehirler arasında Londra’dan sonra Paris ve Amsterdam bebekle seyahat için uygun olur diyebilirim. Bu şehirler de gerek kaldırımları gerekse parkları açısından çocuk dostu şehirler arasında.

Yazın bir deniz seyahati planlıyorsanız, bana sorarsanız ya yine bebeğiniz yürümeye başlamadan ya da üç yaşından sonra gidin derim. Bebekken denize sokup, sonra da pusetinde uyutma imkanınız olabilir. Siz de o uyurken denize girip güneşlenebilirsiniz. Yürümeye başladığı andan itibaren, yalnız başına mini club’e bırakamadığınız sürece işiniz zor. Çünkü yanınızdan ayıramadığınız için çocuk da bir süre sonra sıkılır ve rahat durmaz. Üç yaşından sonra ise çocuklar hem daha bilinçli olur hem de mini club aktivitelerinden keyif almaya başlarlar. Böylece onlar oynarken siz de kendinize zaman ayırabilirsiniz. Çocuğunuzu gözünüzün önünden ayıramayacak durumdaysanız denize yakın mini club olan yerleri tercih etmenizde fayda var. Biz Bodrum’da Avantgarde Hotel’i deneyimledik ve çocuklu aileler açısından çok uygun olduğunu gördük. Siz orada güneşlenirken çocuğunuz hemen arkada bulunan aktivite merkezindeki deneyimli oyun ablaları ve diğer arkadaşlarıyla birlikte kaliteli zaman geçirebiliyor. Bence yattığınız yerden çocuğunuzu görebiliyor olmanız çok önemli. Ayrıca odaların denize yakın olması bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda kolayca odaya gidip gelebilmenizi ya da bebeğinizi odada uyutup uyandıktan sonra yine kolayca denize inebilmenizi sağlıyor. Bu anlamda orası çok güzeldi.

 

Eminim gerek yurt dışında gerekse yurt içinde daha birçok çocuk dostu yer vardır. Ben deneyimlerimi paylaşmak istedim. Sizin de paylaşmak istedikleriniz varsa yorum olarak yazarsanız çok sevinirim. Böylece tüm ebeveynler faydalanabilirler.

 

Sevgiler,

 

Ceyda Subaşı

Çoğu kişi bebekle seyahat etmenin tatil ihtiyacını karşılamaktan ziyade ekstra yorgunluk getirdiğine inanır. Aslında da bu görüş seyahat edeceğiniz yere göre ve bebeğinizin kaç aylık olduğuna göre değişir. Bir de tabii yardımcınız ya da anne-babanız yanınızda olursa büyük kolaylık. Ben bu yazımı herhangi bir yardımcı olmadan çekirdek aile olarak seyahat etmeyi planlayanlar için yazdım 

 

Yurtdışında bir yerler düşünüyorsanız düz ayak yürünebilir olmasına dikkat etmenizde fayda var. Böylece bebeğinizi pusetinde oturtarak rahat bir şekilde dolaşabilirsiniz. Parkları bol olan bir yere gitmeniz de büyük avantaj. Böylece pusetten sıkılan bebeğinizin, ara sıra mola vereceğiniz parklardaki çimlerin üzerinde hareket etmesini sağlayabilirsiniz. Ben bu açıdan Londra’yı çok beğeniyorum. Kızımızla birlikte ilk çıktığımız seyahat, o sekiz aylıkken yaptığımız Londra seyahati oldu. Öncelikle şunu söylemeliyim ki eğer bol gezmeli bir yurtdışı seyahati düşünüyorsanız mutlaka bebeğiniz henüz yürümeye başlamadan gidin, çok rahat edersiniz. Yürümeye başlayınca pusette tutmanız zorlaşıyor çünkü inip yürümek istiyorlar. Biz bu açıdan çok doğru bir zamanda gittiğimizi sonradan fark ettik. Sağ olsun kızımız da bütün gün pusetle dolaşıp etrafı seyretmekten keyif aldığı için rahat rahat dolaştık.

Otelimizi her ihtimale karşı çok merkezi bir yerde ayarlamıştık ancak gün içinde otele gitmeye gerek kalmadı diyebilirim. Öğle uykusunu da pusette uyuyunca gün boyu dışarda kalabildik. Öğle ve akşam yemeklerimizi dışarda yedik. Genelde onun uyuduğu zaman dilimlerini seçtik yemek yemek için. Uyandığında da onu yedirdik. İki günlük yemeğini İstanbul’da hazırlayıp getirmiştim. Biraz da mama takviyesiyle ilk iki günü geçirdik. Son günü ise Boots’tan aldığım hazır kavanoz sebze/meyve püreleriyle geçirdik. Bebeğiniz henüz ek gıda almaya başlamadıysa sadece emzirerek ya da biberonla mama vererek işiniz çok daha kolay diyebilirim ancak ek gıdaya başladıysa da korkulacak bir şey yok. Yanınızda yemeğini getirmemiş olsanız bile sorun değil. O kadar güzel organik kavanoz mamaları var ki ülkemizde bu kadar çeşit göremediğim için oldukça imrendim diyebilirim.

 

Bebeğiniz büyümeden seyahate gitmenin şöyle bir de avantajı var; bazı havayollarında skycot denilen bebek yataklarından ayırtma şansınız oluyor. Bebeğiniz belli bir kilo/boy sınırını aşmadığı sürece, uçuştan önce telefonla arayarak bu yataklardan ayırtabiliyorsunuz. Ön tarafta sizin için ayrılan koltuklara oturuyorsunuz ve bebek yatağını öndeki duvara takıyorsunuz. Biz bu şekilde çok rahat bir uçuş deneyimi yaşadık. Tabii kızım yol boyunca sadece yarım saat uyuduğu için yanımıza aldığımız 5-6 çeşit yeni oyuncağın da oldukça faydası oldu. Uyandıktan sonra yatağın içinde onlarla oyalandı ve bu şekilde yolculuğumuzu tamamladık. Dönüşte de aynı yöntemle güzel bir yolculuk geçirdik. Bu arada iniş ve kalkışlarda kulağı tıkanmasın diye emzirmenizde ya da biberonla su/mama vermenizde fayda var.

 

Gördüğüm şehirler arasında Londra’dan sonra Paris ve Amsterdam bebekle seyahat için uygun olur diyebilirim. Bu şehirler de gerek kaldırımları gerekse parkları açısından çocuk dostu şehirler arasında.

Yazın bir deniz seyahati planlıyorsanız, bana sorarsanız ya yine bebeğiniz yürümeye başlamadan ya da üç yaşından sonra gidin derim. Bebekken denize sokup, sonra da pusetinde uyutma imkanınız olabilir. Siz de o uyurken denize girip güneşlenebilirsiniz. Yürümeye başladığı andan itibaren, yalnız başına mini club’e bırakamadığınız sürece işiniz zor. Çünkü yanınızdan ayıramadığınız için çocuk da bir süre sonra sıkılır ve rahat durmaz. Üç yaşından sonra ise çocuklar hem daha bilinçli olur hem de mini club aktivitelerinden keyif almaya başlarlar. Böylece onlar oynarken siz de kendinize zaman ayırabilirsiniz. Çocuğunuzu gözünüzün önünden ayıramayacak durumdaysanız denize yakın mini club olan yerleri tercih etmenizde fayda var. Biz Bodrum’da Avantgarde Hotel’i deneyimledik ve çocuklu aileler açısından çok uygun olduğunu gördük. Siz orada güneşlenirken çocuğunuz hemen arkada bulunan aktivite merkezindeki deneyimli oyun ablaları ve diğer arkadaşlarıyla birlikte kaliteli zaman geçirebiliyor. Bence yattığınız yerden çocuğunuzu görebiliyor olmanız çok önemli. Ayrıca odaların denize yakın olması bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda kolayca odaya gidip gelebilmenizi ya da bebeğinizi odada uyutup uyandıktan sonra yine kolayca denize inebilmenizi sağlıyor. Bu anlamda orası çok güzeldi.

 

Eminim gerek yurt dışında gerekse yurt içinde daha birçok çocuk dostu yer vardır. Ben deneyimlerimi paylaşmak istedim. Sizin de paylaşmak istedikleriniz varsa yorum olarak yazarsanız çok sevinirim. Böylece tüm ebeveynler faydalanabilirler.

 

Sevgiler,

 

Ceyda Subaşı

POPÜLER ETKİNLİKLER