Müşteri Hizmetleri   +90 212 233 46 63
Good Parents çocukların dünyasını genişletirken, ailelere güvenilir ve eğlenceli bir danışmanlık sunar.
Çocuk Bakıcısı Sorunsalı

Çocuk Bakıcısı Sorunsalı

Kızımın ilk senelerinde onunla bizzat kendim ilgilenmek istedim. Sırf bu yüzden severek çalıştığım işi bıraktım. Aslında maddi açıdan zorlayabilecek bir karar çünkü bebeğin masraflarıyla birlikte harcamalarınız artıyor. Kazancınızı arttırmanız gerekirken siz işten ayrılıp kazancınızı düşürüyorsunuz ama inanın artıları çok daha fazla. Çocuğun ilk senelerini anneyle birlikte geçirmesi gelişimi açısından öneriliyor. Özellikle ilk üç sene karakterin oluşumu, sosyal ilişkilerin gelişimi açısından çok önemli olduğu için kızımı bakıcıyla yalnız bırakmak istemedim. Tabii ki gerek para kazanmak gerekse kariyerini devam ettirmek için bakıcı tutmaya mecbur kalan birçok kişi tanıyorum. Bu mecburiyette bile mümkünse bakıcı yanında anneanne/babaanne desteği olması gerektiğini düşünüyorum.

Kızımın doğumundan bu yana neredeyse her gün parka ya da bir etkinliğe götürüyorum. Dolayısıyla bakıcıları çok iyi gözlemleme şansım oldu. Kimse sizin çocuğunuza sizin gösterdiğiniz hassasiyeti göstermiyor, bu bir gerçek. Bakmakla yükümlü olduğu çocuk parkta koştururken diğer bakıcı arkadaşlarıyla koyu muhabbetlere dalanlar, parka getirdiği andan itibaren telefonla konuşmaya başlayıp gidene kadar telefonu kapatmayanlar, çocuğu gözünün önünden kaybedip fellik fellik arayanlar…

Geçenlerde bir çocuk merdivenlerden çıkarken ayağı kaydı ve tam benim önümde kafa üstü düştü. Kendi kızım arkasında olduğu için onu tutayım derken kızı tutamadım ve çok üzüldüm. Kız feryat figan ağlamaya başladı. Gelen giden yok. Baktım biraz ileride banklarda sohbete dalmış bir bakıcı topluluğu. Yanlarına gidip kızı gösterdim. Aralarından biri gülerek kalktı “biz alıştık artık, sürekli düşüyor zaten” dedi. O anda resmen kan beynime sıçradı. Senin sorumluluğunda olan küçük bir çocuğu yalnız bırakırsan tabii ki sürekli düşer. Bu düşünce yapısındaki bir kadının laftan anlamayacağını düşünerek bir şey söylemedim ama çok da içimde kaldı. Sonra her o parka gittiğimde kızın annesi gelse de durumu anlatsam diye bekledim ancak muhtemelen  annesi çalıştığı için her seferinde bakıcıyla geliyordu. Çalışan annelere tavsiyem, çocuğunuz bakıcıyla dışarı çıkacaksa yakınlarınızdan ara sıra bakıcıyı gözetlemesi için destek alın. Uzaktan seyredip çocukla nasıl ilgilendiğine baksınlar. Evde zaten kamera sistemi olması gerektiğini söylememe gerek yok herhalde. Çocuğunuz sizin canınız ve bu canı tehlikeye atamazsınız. Bu yüzden hem evde hem dışarda gerekli gözetimi yapmanız gerekiyor.

 

Bir de kendisine anne denilmesinden hoşlanan bakıcılar var ki aklım almıyor. Yabancı bakıcıların çoğunun çocukları memleketinde olduğu için yoğun bir özlem içindeler. Bunu anlayabiliyorum ama baktığı çocuk ona anne deyince mutlu olmayı hiç sağlıklı bulmuyorum. Bir tanesi şöyle bir açıklama yaparken duydum. "Bana anne demesi çocuğun annesinin bile hoşuna gidiyor" dedi. Evet çocuğunuzun bakıcısıyla ilişkisinin iyi olmasını isteyebilirsiniz çünkü ona emanet ediyorsunuz ve onun yanında mutlu olmasını istersiniz ama ona anne demesini ister misiniz? Şahsen ben istemem.

 

Arada denk geldiğim, sorumluluk sahibi bakıcılar da oluyor ancak maalesef bunlar azınlıkta. Çocuğun saçının teli bile bozulsa saçını tekrar toplayan, terleyince üzerini değiştiren, parktaki oyuncaklara binerken tedbiri elden bırakmayan, gözünü hiç çocuğun üzerinden ayırmayan bakıcılar da var. Zaten olması gereken de bu bence.  

Velhasıl diyeceksiniz ki "Sen hiç yardımcı dahi tutmadın mı?" Temizlik için haftada iki gün gelen bir yardımcım vardı. Olumsuz gözlemlerimden sonra bakıcı tutmak istemesem de ikinci çocuğuma hamile olmam ve evden çalışmam dolayısıyla bir yardımcıya ihtiyaç duydum. Evde ayak altında başka birinin dolaşmasından hoşlanmayacağımı herkese söylesem de yardımcısı olan arkadaşlarım “alışırsın, sonra da bırakamazsın” dese de alışamadım. Sanırım ben yapamıyorum. Yapanlar nasıl yapıyor onu da anlamıyorum. Bir kere yabancılarla aramızda kültür farkı var. Benzer kültürden gelen Özbek ya da Türkmen bile olsa yedikleri yemekler, temizlik yapış biçimleri, düşünce yapıları farklı. Bu da beni yoruyor. Ayrıca telaffuzları da farklı olduğu için çocuğun yanında doğru düzgün Türkçe konuşmayan birinin olmasını doğru bulmuyorum. Diyeceksiniz ki İngilizce öğreten Filipinli bakıcılar var. Onların da İngilizce telaffuzu iyi olanına hiç denk gelemedim nedense.

 

Birçok Avrupa ülkesinde anneler çalışmaya başladıktan sonra çocuklarını bakıcıya emanet etmek yerine kreşe veriyorlar. Bu fikri şiddetle savunuyorum. Çocuklar eğitimli ellerde, arkadaşlarıyla sosyalleşerek büyüyorlar. Ben de Eylül ayında başlaması için kızımı kreşe yazdırdım. Umarım orada mutlu olur da sadece temizlik işleri için destek alacağım biri benim için yeterli olur. Tabii ikinci bebeğin ne kadar çetin çıkacağına bağlı bu durum. Merakla bekliyoruz kendisini :)

 

Sevgiler,

Ceyda Subaşı