Müşteri Hizmetleri   +90 212 233 46 63
Good Parents çocukların dünyasını genişletirken, ailelere güvenilir ve eğlenceli bir danışmanlık sunar.
Doğumdan Sonra Sizi Neler Bekliyor?

Doğumdan Sonra Sizi Neler Bekliyor?

Şimdi anne adayları beni iyi dinlesin, özellikle de bebeğini yardımcısız büyütecekler... Eminim kimse size anneliğin ilk günlerinin tam bir travma olduğunu söylememiştir, ama öyle. Belki biraz moral bozucu gelebilir ama tamamen sizin iyiliğiniz için, kendinizi hazırlamanız için  bu satırları yazma gereksinimi duydum.

Doğum sonrası özellikle ilk günler, hislerinizi en güzel tasvir edecek deyim şu olacak: Sudan çıkmış balığa dönmek! Günlük hayatınızın ne denli değiştiğini fark edince dünyanın sonu gelmiş gibi hissedebilirsiniz. Hatta bir de sütünüz gelmiyorsa vay halinize! Hastanede süt getirme çabaları, etrafınızda “çocuk aç, sarılığı yükselecek, vah vah” diye aslında fısıltı şeklinde olan ama sizin kulağınızda yankılanan o konuşmalar ve stresten uyuyamamanız sonucunda bütün sistem çökme noktasına gelebilir. Kimi zaman kendinizi yetersiz hissedip ağlamak isteyebilirsiniz. Bunlar çok normal. Düşünsenize dünyaya bir canlı getirmişsiniz ve beslenmek için size muhtaç ama siz onu besleyemiyorsunuz. Elini kolunu tutmaya çekindiğiniz bebeğiniz gözünüzün önünde açlıktan sürekli ağlıyor. Siz hastanede bir nebze uyuyabilin diye bebeğe mama vermeyi teklif ediyorlar. “Eyvah korktuğum başıma geldi, ne maması?” diye düşünüp iyice moraliniz bozuluyor ve gitgide lohusa depresyonuna doğru sürükleniyorsunuz. İşte bu yazıyı yazmamın nedeni, başkalarının da aynı yollardan geçtiğini anlatmak ve sizin bu raddeye gelmenize engel olmak :)

Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim, dünyanın sonunun filan geldiği yok. Her şey hemen yoluna giriyor da demeyeceğim çünkü kolay kolay yoluna girmiyor. İyi haber şu ki siz zamanla öğrenmeye ve alışmaya başlıyorsunuz.

Gelelim kızım Defne’nin doğduğu güne. Doğumum Prof. Dr. Tolga Ergin tarafından epidural sezaryen ile Ataşehir Memorial Hastanesi’nde gerçekleşti. Hem doktorum hem de hastanenin anestezisti İlknur Hanım mükemmel bir iş çıkardılar. İnsan ayıkken karnının kesileceğini düşününce şöyle hafiften bir fenalaşıyor. Aslında hiç ama hiç korkulacak bir şey yokmuş. Ameliyatım çok güzel geçti. Sonrası da bir o kadar ağrısız geçti. Bir anda ayaklanan lohusalardandım. Her şey güzeldi aslında. Sonradan anladım ki ameliyat işin en kolay kısmıymış :)

Hastanede geçirilen uykusuz gecelerden sonra  annem destek olmak için bir hafta kadar bizim evde kaldı. Geceleri nöbetleşe Defne'yle ilgileniyorduk. Sabah da ben uyuyayım diye o Defne'yi yanına alıyordu. Bir haftanın sonunda yani ilk defa Defne'yle yalnız kaldığım gecenin sabahında uyurken içerden bir ağlama sesi geldi. Annem evde yoktu. Eşim işe gitmişti. Gece beslemek için 2 saatte bir uyandığım için uykusuzluktan ölmek üzereydim. Yataktan hiç kalkmak istemedim ama içerde ağlayan, bana ihtiyacı olan bir bebek vardı. İşte o zaman anladım hayatımın bir daha eskisi gibi olmayacağını.

Kolik bir bebeğiniz varsa işler daha da sarpa sarıyor. Akşam saatlerinde başlayan ağlama krizleri, bir ümitle Amerikalardan getirttiğiniz kolik ilaçları ve sonra hiçbir işe yaramadığını gördüğünüzde yaşadığınız hayal kırıklıkları. Uykusuzluk, uykusuzluk ve uykusuzluk…

Neyse ki sihirli 3 ay dedikleri bir şey varmış. Gerçekten de o 3 ayın sonunda Defne birden düzene girdi. Ağlama krizleri bitti. Daha uzun süreler uyumaya başladı. Dr. Harvey Karp’ın kitabında yazdıklarına göre algısı açık olan bebekler dünyaya geldikten sonra 3 ay boyunca adapte olamıyorlarmış. Eski düzenlerini istiyorlarmış kısacası. Bunu okuduktan sonra “vaay demek ki bizimkinin algısı açık" diyerek bir süre psikolojik olarak kendimi rahatlatsam da gerçek dünyaya dönmem uzun sürmedi. Her neyse, kolik bebeklere anne karnındaki ortamı sağlamak şartmış. Örneğin White Noise denen bir kuru gürültü var ki evlere şenlik. Bir gün yine çaresizce yeni yöntemler denerken, bizim kızın o sesi duyduğunda uyuyabildiğini keşfettik. Birden o kuru gürültü bize kuş cıvıltısı gibi gelmeye başladı. Açtığımız anda ağlamayı kesip uykuya dalıyordu. Hemen evdeki tabletlere, telefonlara, daha ne kadar elektronik eşya varsa hepsine yükledik o sesi. Elimiz ayağımız oldu bir anda. Nereye gitsek açıyorduk sakinleşsin diye. Yine de bazı geceler onun da fayda etmediğini ve evin içinde bebek arabasıyla dolaştırıp uyuttuğumuzu hatırlıyorum. Hey gidi günler…

Şimdi Defne 2,5 yaşında. Evet o kabus geceler bitti. Biberonla beslenme safhasını çoktan geçtiğimiz için süt sağma, sürekli biberon yıkama, geceleri sık sık uyanma faslımız da çok şükür geride kaldı. Şimdi düşününce ilk aylar yaşadığım zorluklar karşısında keşke canımı o kadar sıkmasaymışım diyorum ama yapacak bir şey yok. O zaman öyle olması gerekiyormuş. Ben yaptım, siz yapmayın :) Şu anda da farklı zorluklar yaşıyoruz. Hatta Defne yürümeye başlayınca hem fiziksel hem de mental olarak en sıkıntılı zamanları yaşadık diyebilirim. Önceden koyduğumuz yerde duruyordu. En azından duş alırken bile onu banyoya getiriyordum, olduğu yerde oyalanıyordu. Ta ki yürümeye başlayana kadar. Bu sihirli yeteneği keşfedince her yere yürüyüp, her şeyi karıştırma isteği ortaya çıktı. Bu da dolayısıyla sürekli peşinden koşturma, aman başına bir şey gelmesin diye alınan önlemler, kafada kurulan paranoyak senaryolar ve çok daha fazlasını beraberinde getirdi.

Özetle her yaşın farklı zorlukları var ama siz tecrübe kazandıkça kendinizi daha iyi hissediyorsunuz ve daha kolay mücadele etmeye başlıyorsunuz. Bana sorarsanız büyüdükçe çok daha keyifli hale geliyor. Hatta konuşmaya başlayınca çok komik laflar ediyorlar. Örneğin geçen gün üzerimdeki tişörtü görüp, “ne kadar da güzelmiş, nerden aldın?” diye sordu bana :) Tabii ben gülmeye başladım. O gayet ciddi sormuştu halbuki, neden bu kadar güldüğüme de anlam veremedi. Sonra yine başka bir gün yanıma geldi. "Seni öpmek istedim" deyip yanağıma bir öpücük kondurdu ve sonra hiçbir şey olmamış gibi oyununa devam etti. O kadar beklemediğiniz anda o kadar güzel şeyler yapıyorlar ki bütün o sıkıntılı günler silinip gidiyor. Yeni annelere hiç bıkmak bilmeden tekrar tekrar söyleyebileceğim bir tavsiyem var. Ne olursa olsun doğumdan sonra her anın tadını çıkarın. Her şeye alışıyor insan. Öyle ki ilk günler bana imkansız gibi gelen 2. çocuk planları, gün geliyor “olsa hiç de fena olmaz aslında” ya bırakıyor yerini. Sonra bir bakıyorsunuz ikinciye hamilesiniz. Evet şu anda ikinciye hamileyim. Evet çok da mutluyum. Korkmayın yani :)

Sevgiler,
Ceyda Subaşı

POPÜLER ETKİNLİKLER