Müşteri Hizmetleri   +90 212 233 46 63
Good Parents çocukların dünyasını genişletirken, ailelere güvenilir ve eğlenceli bir danışmanlık sunar.
Hamilelik Sürecinde Neler Yaşadım?

Hamilelik Sürecinde Neler Yaşadım?

 

Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz zaman muhtemelen hayatınızın en unutulmaz anı oldu. Sizi bilmem ama ben ilk hamileliğimi öğrendiğimde mutluluk duygusunun ardından kafamda yüzlerce soru işareti oluştuğunu söyleyebilirim. Bebeğimin sağlıklı bir şekilde büyümesinin bana bağlı olması büyük bir sorumluluk hissetmeme neden oldu. Elimden gelenin en iyisini yapabilmek için sürekli araştırdım.

 

 

 

 

 

 

 

Hamilelik sürecinde beslenme şekliniz çok önemli. Benim doktorum haftada 2 kez et, 2 kez balık ve yiyebildiğim kadar da sebze yememi önerdi. Tabii bir de bol su içmemi. Bunun yanı sıra kafeinli içeceklerden, yeşil çaydan, ada çayından, maydanozdan ve yüksek oranda civa içeren balıklardan (kılıç balığı, ton balığı vs.) uzak durmamı söyledi. Ben de bu öneriler çerçevesinde beslenmeme dikkat ettim ama hiçbir şey her gün tatlı yememe engel olamadı  Hamilelikte en masum tatlı türü sütlü tatlılar. Neyse ki ben de en çok sütlü tatlıları seviyorum. Sonuç olarak 15 kilo alarak hamileliğimi tamamladım.

 

 

İlk hamileliğim çok rahat geçti. Çok az mide bulantım oldu ama o da 1-2 haftada sona erdi. Şu anda ikinci hamileliğimi yaşıyorum. Bu seferki maalesef o kadar rahat geçmiyor. 8. hafta itibariyle başlayan şiddetli mide bulantım oldu. Bulantılarımı geçirmek için bin bir türlü yiyecek deneyip sonunda en çok işe yarayanların nane-limon çayı, elma ve çubuk kraker olduğuna karar verdim. 1 ay kadar şiddetini arttırarak devam etti, sonra azalmaya başladı ama bu sefer de yerini hazımsızlığa bıraktı. En çok sevdiğim yiyeceklerin başında gelen simit yiyince bile hazmedememeye başladım (sanırım susamı dokunuyor). Önceden hiç böyle bir sorun yaşamamış olan ben, her yemekten sonra elimde sodayla dolaşır oldum.

 

 

Mide bulantısı ve hazımsızlık dışında iki hamileliğimde de ortak yaşadığım diğer bir yan etki ise sürekli uyuma isteğim oldu. Özellikle ilk aylarda, akşam saat 21:00 gibi öyle tatlı bir uyku bastırıyordu ki kafamı koyduğum yerde sızıp kalıyordum. Tabii ilk hamileliğimde istediğim saatte yatabilme lüksümün değerini bilmem gerektiğini fark edememişim. Şimdi kızım varken o uyumadan yatamadığım için akşam saatleri sıkıntılı geçiyor. Hatta ona masal anlatırken çoğu zaman uyuyakalıyorum ve onun “Anneee” diye beni dürtmesiyle kendime geliyorum  Evde küçük bir çocuk varken hamilelik yaşamak tahmin ettiğimden çok daha zormuş. Kucak istiyor, altını değiştirmek için kaldırmanız gerekiyor, hareketlerinizin kısıtlanmasına anlam veremiyor. Örneğin kızımın yanında yattığım zamanlarda karnıma darbe gelmesin diye ona sırtım dönük yatmak zorunda kalıyorum. Bu küçücük davranış bile onu etkiliyor olmalı ki ona dönüp yatmamı istiyor. Ben de artık karnıma yastık koyarak yatmakta buldum çözümü. Bu neyse ki çözümü olan bir şey. En zoru ise sabaha karşı mideniz bulanırken sizi yanına çağırdığında apar topar yataktan kalkıp, dünyanız dönerken onun yanına ulaşmaya çalışmak. Hatta eğer uykusu kaçmışsa koltukta kıvranarak onu uyutmaya çalışmak. “Çin işkencesi de neymiş?” şeklinde düşüncelerin kafanızda dolanmasına neden olabiliyor.

 

 

 

 

Özellikle hamileliğinin son ayları yaz mevsime gelenler için bu süreç çok daha zor geçebiliyor. Son aylarda karnınızın büyümesi ve vücut şeklinizin değişmesiyle bir takım hareketleriniz kısıtlanıyor. Ben her ne kadar dördüncü ay itibariyle hamile yogasına başlayıp son haftaya kadar devam etsem de bazı sabahlar eşimin desteği olmadan yataktan kalkamadığımı hatırlıyorum. Beni en çok yoran ise konuşurken nefes nefese kalmamdı. Sıcaklarda bu daha da şiddetli hissediliyor. Bu yüzden mümkün olduğunca serin ortamlarda durmak, bol sıvı almak ve yorucu aktivitelerden kaçınmak gerekiyor.

 

 

Her ne kadar sıkıntılı tarafları olsa da hamilelik kesinlikle müthiş bir şey. Düşünsenize dünyaya bir birey getiriyorsunuz. Özellikle bebeğinizin hareketlerini hissetmeye başladığınız andan itibaren bambaşka bir dünyada oluyorsunuz. İşte o zaman daha net anlıyorsunuz bu mucizevi olayın güzelliğini. Bana en çok keyif veren kısmı da karnım büyüyüp de diğer insanlar tarafından fark edilmeye başlayınca özellikle yaşlı teyzelerin sevecenlikle attığı bakışlar oldu. Aslında komik ve hatta kimine göre itici ama bazıları gelip karnınızı okşamak bile isteyebiliyor. Ben samimi bulduğum için rahatsız olmadım.

 

 

Bir de hamile olduğumu görenlerin bana yer vermesi, sıra beklerken beni öne almak istemeleri gibi nazik davranışlarla da karşılaştım. Bu davranışları çoğunlukla erkeklerden gördüm. Halbuki "kadının halinden kadın anlar” diye düşünüyordum ama yanlış düşünüyormuşum. Nedense kadınların “ben çektim, o da çeksin” gibi bir psikolojiyle yaklaştıklarını hissettim. Umarım hislerimde yanılıyorumdur. Ama beyler, özellikle de gençler oldukça hassas davranıyorlar. Hatta market sırasında, hele ki elimde araba değil de sepet varsa sırasını vermeyi teklif eden nazik insanlara çok denk geldim. Ama bir gün, -sanırım doğumdan iki hafta sonra falandı- yine bir market sırasında öne geçmeyi beklerken, kimseden ses çıkmayınca yüzleştim gerçeklerle. Artık hamile değildim…

 

 

 

 

Özetle diyeceğim o ki; siz siz olun, hamileliğinizin tadını çıkarabildiğiniz kadar çıkarın. Evet bence sonrası çok daha zor. O kısmını da artık başka yazıda anlatırım... 

 

 

 

 

 

Sevgiler

 

 

Ceyda Subaşı