Müşteri Hizmetleri   +90 212 233 46 63
Good Parents çocukların dünyasını genişletirken, ailelere güvenilir ve eğlenceli bir danışmanlık sunar.
Sevgili Babalar

Sevgili Babalar

Evet "Sevgili Babalar", diye başlamak istiyorum yazıma. “Babaların Üzerine Düşen Görevler” diye başlık atsam babalar okumaz ve tüm yazdıklarım boşa gidebilir diye böyle bir başlık attım, anneler lütfen çaktırmayın :) Bu başlığa rağmen eminim ki yazımı çoğunlukla anneler okuyacak. Olsun, belki siz de eşinizle paylaşmak istersiniz diye bir ümitle yazıyorum.

Sevgili Babalar,

Çoğumuzun şiddetle talep ettiği bir konu var ki o da işten eve geldiğinizde bizim üzerimizdeki yükü biraz olsun almanız. Özellikle evde yardımcısı olmayan, bebeğiyle bire bir ilgilenen anneler buna çok ihtiyaç duyuyor. Sabahtan akşama kadar süren maratonun ardından eve gelen kişiyi kurtarıcı olarak görüyoruz ve doğal olarak bir nefes almak istiyoruz. Bu nefes diye tabir ettiğim şey bebeğin bezini değiştirip üstünü giydirmek olabilir, yemek yedirmek, dışarı çıkarıp gezdirmek, uyutmak, kitap okumak, oyun oynamak olabilir. Yaşı daha büyükse sohbet etmek olabilir… Yani babaların yapabilecekleri çok şey var aslında. Evet işten yorgun argın geliyorsunuz ama şu unutulmasın ki evdeki anne de bir o kadar yoruluyor, işten gelen anne de. Bir de bu annelerin bir kısmı gece mesaisi de yapıyor bebeğini uyutmak için. Ben bu gece mesaileri sırasında çok yaratıcı olabiliyorum. Bazen aklıma değişik fikirler geliyor. Mesela vücudumuzda bir çip olsa da hangimizin daha yorgun olduğunu gösterse. Baba gerçekten anneden daha yorgunsa tamam gidip uyusun, ama ya gerçekler öyle değilse? Ya annenin yorgunluk seviyesi babanınkini üçle beşle çarpıyorsa... Yazık değil mi bu anneye?

“Babanın işi para kazanmak, anneninki ise çocuk bakmaktır” fikrini kabul edemiyorum. Baba işte çalışırken evdeki anne de bir o kadar ev işi yapar. Yanında bir de çocukla ilgilenir. Sadece gün içinde değil akşam ve gece de çocukla ilgilenmek durumunda kalan annenin gücü tükenir. Çalışan anne için de durum benzer. Çoğumuz eşlerimize kıyamayıp, "Sabah çok erken kalkacak, gece uyusun bari" diye düşünüyoruz ama aslında biz de erken kalkmıyor muyuz? Biz de gün içinde yorulmuyor muyuz? Üstüne bir de gece sık sık kalkıp uykumuzu alamadığımız zamanlar oluyor. Ertesi gün yine sil baştan başlıyoruz. Buna ne vücut dayanıyor ne de sinirler dayanıyor. Kısacası baba, annenin sağlığını ve dolayısıyla çocuğunun sağlığını düşünüyorsa eve adım attığı andan itibaren, gerekirse gece de destek vermeli. Aksi halde ipler kopabiliyor.

Şu bir kesin ki annenin çocukla iletişimi içgüdüsel olarak daha kuvvetli. Ancak babanın da iletişimi buna yakın olmalı diye düşünüyorum. Çocuk iki kişinin katılımıyla yapılıyor ve iki kişinin katılımıyla da büyütülmeli. Baba sadece çocuğun oyun arkadaşı olmamalı, yeri geldiğinde onun banyosunu da yaptırmalı, yemeğini de yedirmeli. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılayan babanın çocuğuyla iletişimi çok daha kuvvetli olacaktır. Evet birlikte oyun oynamak da bir iletişim şeklidir ve gereklidir de ama benim bahsettiklerim temel ihtiyaçlardır. Bu konuda ahkam kesebilecek bir uzman değilim ancak araştırmalarım ve tecrübelerim gösteriyor ki ihtiyaçlarının bir kısmı babaları tarafından karşılanan çocuklar babalarına daha düşkün oluyor. "Bu çocuk niye bana yüz vermiyor" diye düşünen babalar bunu dikkate almalılar.

Sevgiler,
Ceyda Subaşı