Müşteri Hizmetleri   +90 212 233 46 63
Good Parents çocukların dünyasını genişletirken, ailelere güvenilir ve eğlenceli bir danışmanlık sunar.
Ülkemizdeki Çocuk Parkı Kültürü

Ülkemizdeki Çocuk Parkı Kültürü

Maalesef giderek artan şehir nüfusu yeşil alanları taş yığınlarına dönüştürmeye devam ediyor. Hal böyle olunca yeni parklar istemek şöyle dursun, elimizdekini korumak bile lüks haline geliyor. Ülkemizin belli yerlerinde hassasiyetle bakımı yapılan çok güzel parklarımız da var ancak sayılı bir miktarda. Her ne kadar Batı Avrupa’yla kıyaslamak istemesem de keşke sokak arası parkları açısından onlar kadar zengin olsak diye geçiriyorum içimden. Londra, Paris gibi şehirlerde çocuğunuzu alıp evden çıktıktan sonra çok kısa bir sürede kendinizi bir parka atabiliyorsunuz. İstanbul’un göbeğinde yaşayan biri olarak bile bu lüksü bulamıyorum maalesef. En yakın çocuk parkına yürüyüş mesafem 15 dakika. Yolda yaşanabilecek yağmur, sıcak hava, soğuk hava olasılıklarına göre çocuğu giydir, ihtiyaçlarını toplayıp yanına al derken gidip gelmek tören haline gelebiliyor.

 

Kızımla birlikte gidiyorsam büyük parklardan ziyade mahalle parkları daha çok hoşuma gidiyor. Daha kontrollü olabildiğim için sanırım. Bizim gittiğimiz parkın kapısı da var, yani çocuk yola çıktı çıkacak derdi yok. Ben bankta otururken o da görüş mesafemin içinde arkadaşlarıyla oyunlar oynayabiliyor. Büyük parklarda gözden kaybederim diye tedirgin oluyorum. Hele bir de hafta sonu kalabalığının içindeysek tam bir keşmekeş oluyor. Mahalle parklarının da eksileri var tabii. Büyük parklar gibi bakımlı olmuyor maalesef. Çoğu zaman bir kontrol yok. Yerlerde geceden kalma sigara izmaritlerine, cam şişe kırıklarına rastlayabiliyorsunuz. Çocukların kolayca yere düşebileceği bir ortamda olmaması gereken şeyler bunlar. Sabah ilk iş belediye tarafından temizlenmeli diye düşünüyorum. Bir de kaydırakların, salıncakların pisliğinden şikayetçiyim. Hele bir de yağmur yağdıysa çamur içinde kalıyor. Buna nasıl bir çözüm bulunabilir bilmiyorum. Sürekli parkı temiz tutacak bir görevli olması imkansız olduğuna göre ebeveynler için bir temizlik ünitesi koyulsa keşke. İçinde ıslak havlusu, büyük büyük kuru bezleri olsa mesela… Kuş pisliklerini, çamurları temizlesek de çocuklarımız öyle oynasa. Çok şey mi istiyorum acaba? Sanmam. Kaydıraktan kayma hevesiyle parka gelip de pisliğinden sebep kayamayan bir çocuğun hayal kırıklığını düşününce çok şey istemiyorum bence.

Bir de parkta sosyalleşme diye bir şey var  Çocuklar oynarken anneler tanışır, sosyalleşir. Benzer yaşlardaki çocuklarınızla ilgili paylaşımlar yaparsınız. Kimi zaman çok faydalı da olabilir. Uzun seneler sürecek dostluklar da kurulabilir parklarda. Buraya kadar güzel de çocuk bakıcılarının çocuğu unutacak düzeyde sosyalleşmesine ne demeli? Evde bunalıp kendilerini parka atan bakıcıların bir kısmı adım attıkları andan itibaren diğer bakıcılarla çeneye dalıp çocukları resmen unutuyorlar. Buna bizzat gözlerimle şahit oluyorum. Hatta bakıcılarla ilgili yazdığım bir yazıda başımdan geçen bir olayı da anlatmıştım. Kaydıraktan düşen ve feryat figan ağlayan bir çocuğu, bakıcısının ruhu bile duymaması üzerine gidip kadına teslim etmemle ilgiliydi. Park onlar için de sosyalleşme ortamı olabilir tabii. Buna karşı değilim ancak onların asıl görevi çocukla ilgilenmek. Siz annesi olarak arkadaşınızla konuşurken bir taraftan çocuğunuzu gözlüyorsunuz. Onlar da o şekilde davranmak zorunda ancak çoğunlukla arkalarını dönüp çeneye dalıyorlar ya da uzun süren telefon görüşmeleri yapıyorlar. Hassasiyet gösteren bakıcılar da var tabii, onları tenzil ediyorum.

Son olarak, hatırladıkça gülmekle kızmak arasında kaldığım bir olaydan bahsetmek istiyorum. Geçen gün Göztepe Parkı’ndaki trambolinlerin üzerinde neşeyle zıplayan yetişkinler gördüm. Tahmin edersiniz ki onlar çocuklar için yapılmış ve belli bir ağırlık taşıma kapasitesi var. Hatta sırf bu yüzden bir tanesinin zeminindeki filesi yırtılmış ve orada kimse zıplamasın diye bant çekmişler. Bunu görmelerine rağmen zıplamaya devam ediyorlardı. Bir süre sonra zıplamak için gelen çocuklar onları beklemek zorunda kalınca çocukların annelerinin uyarısına maruz kaldılar. Anneler eli maşalı çıktı ve düşmanı püskürttüler  Bu tip insanlar da çocukluğunu yaşayamamış bireyler olarak parklardalar yani, bilginiz olsun.

 

Sevgiler,

Ceyda Subaşı